Merhaba Serhat,
İsmini ilk defa bu kadar ciddi yazdığımın farkındasındır. Gerçi daha önce o 6 harfe bu klavye üzerinde binlerce kez bastım ve bu durum bu sefer nasıl "ciddi" olabilir bilmiyorum ama sen beni anlarsın. Her zamanki gibi. Ve yine farkındasındır ki bu bir özür yazısı. Bu olayı aslında bu şekilde gerçekleştirmek istemezdim yani ne bileyim en azından arayabilirdim farkındayım. Fakat dengesiz, iğrenç ve yavşak tavırlarımdan dolayı beni ciddiye almama ihtimalin beni gerçekten korkutuyor. Telefonu yüzüme kapayabilirsin, karşına geçip bir şeyler gevelemeye başladığımda arkanı dönüp gidebilirsin ama bu yazıyı burda okumayı bırakmayacağını biliyorum. Her zamanki gibi. Bütün bunlar neden oldu anlamıyorum, gerçekten algılayamıyorum. 19 Aralık'ı 20 Aralık'a bağlayan gecenin 04:38'i şu an. Umarım bu yazıyı ben yazdıktan 5-6 gün sonra okumuyorsundur. Çünkü eğer öyleyse bu demek oluyor ki; eğer sen bu yazıyı ben yazdıktan 5-6 gün sonra okuyorsan ben büyük ihtimalle bugüne kadar seni aramış ve ağlayarak özür dilemiş olabilirim. Cümlelerimin hepsi düşük, her zamanki gibi. Ne yaptığımı bilmiyorum, neden böyleyiz bilmiyorum. Her zamanki gibi yine bilmiyorum. Biz bilmiyorduk ve bu aslında çoğu zaman hoşumuza gidiyordu. Bilmeden yaşamak. 2 hafta oldu sanırım ve bu süreç içerisinde sürekli gittiğimiz yerlerin önünden bilerek yavaş geçiyorum. Gitmişsin. Son zamanlarda senin için herkese "anlatabileceğim tek insan, en çok sevdiğim arkadaşım" diye bahsediyorum. Bunu fazlasıyla alakasız insanlara da söyledim. Mesela bugün bir kuyumcunun önünden geçerken vitrininde kar şeklinde bir kolye gördüm. Çalışan, benim vitrindekilerle ilgilendiğimi görünce yanıma geldi ve ona "En sevdiğim arkadaşımın soyadı Kar ve bu yüzden bu kolyeyi çok beğendim, fiyatı nedir acaba?" dedim. Adam bir süre yüzüme baktı ve ardından fiyatı söyledi. Tahmin ettiğin gibi tabi ki de her zamanki gibi param yoktu ve alamadım. Baksana gittikçe saçmalıyorum. Ciddileşmem gerek artık. Herkes ve herşey senden özür dilememi söylüyor bana. Sebebini bile bilmeme rağmen. Serhat. Beni affetmek zorunda olmadığını sen de biliyorsun. Sen hiç bir zaman "zorunda" olmadın.
Özür dilerim, sadece her şey her zamanki gibi olsun istiyorum. Olmayacağını bilsem de.
Bazen
Bazen çok mutlu oluyorum. Mutluluğun sonsuz olmadığını kabullenmek o kadar kötü ki. Her nokta farklı zaten.
Neyse ben böyle şeylerle uğraşıyorum sanırım mutlu olduğumda. Jim Morrison sevgim dışında bir anlam içermemekte ayrıca.
Neyse ben böyle şeylerle uğraşıyorum sanırım mutlu olduğumda. Jim Morrison sevgim dışında bir anlam içermemekte ayrıca.
t
03:35
Bütün gece oturup düşünüyorum. Bir sonuca varıp varmamak umrumda değil. Belki de umrumda aslında, ama bunu yapabildiğimi ve yapabileceğimi pek zannetmiyorum. O kadar karışık ki. Toplayamıyorum düşüncelerimi, sanki paramparçalar. Bilmemek ve umursamamak arasındayım sanırım. Yazıya daha fazla devam edebileceğimi zannetmiyorum, düşündüklerimi yazamıyorum bile. Özür dilerim.
t
03:35
Bu aralar.
Bu aralar, bol bol müzik download ediyorum ben. Emeğe saygı ayakları yapmasın şimdi kimse. Neyse, klasik müzik arşivimi de genişlettim yine ucundan. Ayrıca hiç bilmediğim grupları indirip dinliyorum bu aralar ben. Aralarda kötüler olduğu gibi, çok güzel gruplar da keşfedebiliyorum. Açıkçası, ben bu aralar kendimi pek iyi hissetmiyorum. Regl olacağım galiba. Şaka şaka.
t
20:35
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
